sofra.com
Restaurant Güncesi
Åžubat 28, 2008 at 21:15
· Sulu Yemekler altında arÅŸivlenmiÅŸ, · Yazan: Ahmet
Hacı Abdullah, İstiklal caddesinde AÄŸa camii’nden girdikten yaklaşık 60 - 70 metre kadar sonra sol kolda yer alan, 1980′lerde esnaf lokantası olarak yemek yediÄŸimiz fakat yakaladığı lezzet sayesinde turistik hüviyet kazanan estetik bir lokantadır. KuruluÅŸ yılı bile çok estetik; 1888.

Dar cepheli girişindeki duvarlar çeşit çeşit renkli komposto kavanozları ile renklenir. Sonra arkaya doğru yemeklerin sergilendiği bölüme ulaşılır. O enfes sarmalar, katmerler, güveçler, fasulyeler, çerkez tavuğu, tandır, hünkar beğendi sıralanmış siparişinizi bekliyor.

Ben bugün kuzu tandır ve cacık ile başladım. Kuzu tandır enfes bir iç pilav ile servis ediliyor. Eğer karnınız aç ise ayrıca iç pilav almakta fayda var. Tandır ise çok leziz ve ağızda dağılıyor. Diğer tandır yapan yerlerden farklı olarak kemikli servis ediliyor. Üzerine ise sakızlı muhallebi ile kapatıyorum.

Batur ise kuzu kol sarma ve yoğurt ardından da karışık komposto istiyor. Kuzu kol sarma leziz. Komposto ise bu yemeğin üzerine hem serinliği hem de lezzetiyle çok iyi geliyor.

Mekan hafif loş, oturma düzeni rahat. Arkadaki o kubbeli bölümü fazlasıyla yapay geldiğinden orayı hiç tercih etmiyorum. Tuvaletler düzenli ve yeni ama yerdeki fayans ya da mermerin üzerinin tamamı kaymayı engelleyen kıvırcık lastik ile kaplanmış, bu da temizlik hissini engelliyor. Taksim - Beyoğlu civarında lezzetli sulu yemek canınız çekerse gidilebilecek sayılı mekanlardan biri.

Orta üzeri fiyat seviyesi ile bu lezzetin karşılığını alıyorlar. Yediklerimiz 66 ytl tutuyor. İstemezseniz asla fiş vermiyorlar, kredi kartı ile ödeme yapsanız bile.

Permalink

Dini butun “Sahiplerinin dunya göruslerine aykiridir” belki, fir vermek! Ben Isvecli is arkadaslarimi göturdugumde illaki sarap nicin yok diye sormuslardi, ben de burasi caminin dibi izin olmayabilir gibi daha mantikli aciklamalar getirirken, garsonun fikrini sormak zorunda kalinca da aynen tirnakli yukaridaki cevabi almistik:(((
Sevgiler hepimizden hepinize!
Ahmet wrote @ Mart 2nd, 2008 at 11:37
Sevgili alpveegeninannesi,
GeçmiÅŸinden beri içki servisi yapmayan iÅŸletmeler olması beni çok irrite etmiyor. Hacı Abdullah’ta 1888′den beri içki yok. Nasıl vejeteryan mutfağı olan iÅŸletmeler var, bu iÅŸletmelerde niçin etli yemek olmadığını sormak gibi, H.A.’ta da içki sormak -bence-. Yemekleri güzel, ambians güzel yeter.
Beni irrite eden mevzu, iktidara yaranmak ve iktidarın nimetlerinden faydalanmak için son 7-8 yıldır görüntü değiştirenler. Yani bu kişiler ya da kuruluşlar çevremizde pıtrak gibi çoğalıyor, yeni bir zengin klanı oluşmakta asıl tehlikeli olan bunlar. Ezildikçe ezilen ve herşeye muhtaç duruma düşürülen memurlar, emekçiler ve köylüler ise iki torba kömüre, 5 kilo pirince bugünkü iktidara destek vermekte. Maalesef ki, bu kısır döngü ise tamamen -parça parça bu güzel Ülkemizi parselleyip satarak likidite yaratmaya çalışan- iktidarı besliyor.
Sevgiler,
Ahmet
Ahmet kalpten katiliyorum sözlerine, yazdigim gibi garsonun cumlesiydi beni de irreti eden…
İstanbul da en secdiğim yerlerden biri daha. Kanaat ve Hacı Abdullah. Nedir o lezzet bilmiyorum, özel olarak tat veren Glutamat maddesini her yemeğemi ilave ediyorlar ne yapıyorlar bilmiyorum ama enfes her şey..
Kompostolar ve o rengarenk şişeler arasında bir gün geçirebilirim. Geçen sene en son, bankaya, misyona gelen bir Hintli arkadaşımı götürmüştüm, o bile bayıldı.
Sevgiler…
Gülnur wrote @ Mayıs 20th, 2008 at 13:33
Sevgili Ahmet Togay,
İstklal Caddesini bilenlere üç lokanta say dediğinde biri mutlaka Hacı Salih
olur-du. Du diyorum zira, Anadolu Pasajının hemen girişinde sağda yer alan Hacı Salih geçen yıl kapısına tadilattayız, yeni yerimize taşınıyoruz gibi bir kağıt yapıştırıp, dükkanı kapattı, kapatış o kapatış.
Yıllarca Hacı Salihin mekanını ve yemeklerini unutmayan biri olarak, fikri takip yapayım dediysem de, ne yazık ki başarılı olamadım. Ne kapıdaki Beyoğlu çikolatası satan büfeci ne de girişte toka, lastik benzeri şeyler satan komşuları
yerini biliyor. Onlar da haber alamadıkları için üzgünler.
Bunu neden yazıyorum, zira sizin gibi lezzet peşinde koşan bir kimsenin bu işin ardını bırakmayacağını biliyorum.
Bu arada, Alpveegeninannesi için de şöyle bir mini bilgi, ibadethane ve okulların 200 mt. yakınında içki satışı yasa gereÄŸi yasaktır, en azından aleni olarak…
Sevgiler,
Gülnur
hasan wrote @ Temmuz 28th, 2008 at 09:03
ben şunu merak ediyorum.neden yüksek kalitede hizmet veren herhangi bir yer olursa olsun orada illa içki var mı yok mu diye sorguluyoruz.bu sadece bir tercihtir ve buna medeni bir şekilde saygı duyulmalı.nasılki ben gittiğim içkili bir lokantada -burada neden içki satılıyor- deme hakkına sahip değilsem tersi durumda da bu geçerli olmalıdır.
Ahmet wrote @ Åžubat 4th, 2009 at 15:50
Evet yemekleri harika, bende ilk kez gecen sene gittim, kuzu incik, elbasan tava, incir tatlisi gercekten harikaydi, yalniz fiyatlari biraz kazik buldum, birde garson servisi diye kendi kendilerine bir ücret kesiyorlar 12 ytl idi bu, hayatimda ilk defa karsilastim, bir bardak cay bile ücretli, ikram yok, oysa bir sürü kücük ve ucuz lokantalar bile cayi ikram ediyorlar, koskoca haci abdulah neredeyse tuvalet ziyaretini bile ücretlendirecek, ben bir daha gitmem, istanbulda güzel yemek konusunda cok alternatif var cok sükür
Bob wrote @ Haziran 18th, 2009 at 23:53
Eskiden fiyatları biraz tuzlu olmasına raÄŸmen aşırı pahalı deÄŸildi Hacı Abdullah, ayada bir giderdik. Fakat maalesef İstanbul’un artık kalitesi düşmüş, sadece ününe güvenen bir sürü lokantalarıdan biri olmuÅŸ. Hem de fiyatları fırlamış.
Ben de cok begeniyorum yemeklerini ama fiyatlar gercekten cok tuzlu. Ayda mayista bi ancak gidebiliyoruz…
HTML-Tags:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>