Temmuz 6, 2009 at 15:30 · Otel-Motel mutfağı, Tatilde ne yenir, Tatlıcı ve Pastaneler altında arÅŸivlenmiÅŸtir , Yazan: Ahmet
Tam yirmi yıl önce ziyaret ettiÄŸimiz ve o zaman kalacak yer aradığımızda, yöre halkından bir kaçının içtenlikle ” ee gelin bizim evde kalın yerimiz müsait…” dediÄŸi Kaleköy’e yirmi yıl sonra ilk ziyaretimiz. Batur’u Gökova - Akyaka’daki basket kampından alıp direkt hedefe kilitleniyoruz.

Bu kez bu sevimli yerde konaklayacağız ve çok heyecanlıyız. Aradan tam yirmi yıl geçmiş. Internetten araştırdığımızda artık onlarca pansiyon bulmak mümkün. Biz Ankh Pansiyonda karar kılıyoruz.

Kaleöy’ün SİT alanı olmasından dolayı pek çivi çakılamıyor gibi bir hali var. Zaten buranın albenisini saÄŸlayan da bu otantiklik. Artık 20 yıl öncesi gibi deÄŸil 3 - 5 ev dışında tüm evler pansiyon olmuÅŸ. Rahmi Koç ve Demirören’lerin de evi bulunmakta. Ankh Pansiyon bizim gezdiÄŸimiz en temiz konaklama tesisi. Hemen denizin üstünde. Fakat denizde turkuaz bir cam gibi. Ve bu camekanın hemen altı ise sergilenen tarihi eserler ile bir su altı müzesi gibi.

Araba ile ulaşımın olmadığı Kaleköy’e tek ulaşım yolu Üçağız’dan tekne ile olmakta ve kalacağınız pansiyon sahibi sizi buradan tekne alıp pansiyona götürmekte. KaÅŸ üzerinden Üçağız’a geliÅŸte sapaktan sonra 20 km, Demre üzerinden geliÅŸte ise sapaktan 15 km yol alınması gerekmekte.
Artık www.yinedustukyollara.com u kızdırmadan dondurmaya gelelim. Kaleköy’e gelirseniz hangi pansiyonda kalırsanız kalın, ya da günübirlik geldiyseniz hangi restaurantta yemek yerseniz yiyin ama mutlaka bu dondurma için Ankh Cafe’ye gelin. MuhteÅŸem bir lezzet. Hiç bir katkı yok. Gerçekten de yapılırken bu ritüeli başından sonuna dek izledim.  Hiç bir koruyucu, esans, gıda boyası ya da bilmediÄŸimiz bir ÅŸey yok. Sadece 3 çeÅŸit dondurma var. Muz, ÅŸeftali ve fındık. Hepsi de katkısız o nedenle renkleri öyle muz deyince sapsarı ya da ÅŸeftali deyince turuncu deÄŸil.

Fakat lezzetleri inanılmaz. Adeta bir sorbe lezzetinde. Dondurma eksperimiz Batur; “Ben hayatımda böyle dondurma yemedim, muz aynı muz gibi, ÅŸeftali ise sanki taze ÅŸeftali” diyordu.

www.ankhpansion.com (En son bağlandığımda Avast virüs uyarısı veriyordu) 0 242 874 21 71
AÄŸustos 31, 2007 at 14:38 · Otel-Motel mutfağı, Tatilde ne yenir altında arÅŸivlenmiÅŸtir , Yazan: Gülnur
Assos’a 17 km uzaklıkta, ÅŸahane Kadırga Koyunda bulunan Kadırga - Yıldız Saray Oteli 4 günlük 30 AÄŸustos tatili için kucağını açmış bizleri belkiyor sanıyorduk. Öyle gazeteden dergiden görülüp beÄŸenilmiÅŸ bir Otel de deÄŸildi ayrıca. Bizzat denenmiÅŸ, sınanmış ve geçer not almıştı. Amma, sınavdan geçtiÄŸi tarih ile ziyaret edildiÄŸi tarih farklı idi ve küresel ısınma sebebi ile hala ”high” sezonunu yaÅŸayan bölge, Metropollere görece yakınlığı nedeni ile 4 günlük tatilde çok raÄŸbet görmüştü. Gördüğü raÄŸbetten pek de hoÅŸnut olmamışa benzeyen, her daim asık yüzlü patronuna, odalarda akmayan sularına, masalara bakmayan garsonlarına raÄŸmen, Otel aÄŸzına kadar dolu idi.
Umulanın üzerinde müşteri ile karşılaştıkları anlaşılan Otel yetkilileri ortaya çıkan karmaşadan pek de etkilenmişe benzemiyor, örneğin bozulan çay makinesinin onartılması yerine 80 yatağı dolu dolu olan Otel müşterilerine kahvaltıdaki çay servisi iki demlikli bir çay ocağı ile karşılanmaya çalışılıyor, ama bu arada da bozuk olan çay makinası servisten kaldırılmadığı gibi herzamanki yerinde , ama kaynatamadığı çayları ikrama devam ediyordu. Keza Akşam yemeklerinde açık büfe olan ve ortalamanın kat be kat üzerinde lezzete sahip zeytinyağlıların bittiği ancak bir müşterinin uyarısı ile farkediliyor (her akşam böyle oldu) yenisinin gelmesi ise epey zaman alıyordu. Evet, aşçının hakkını teslim etmek gerekiyor, zeytinyağlılar gerçekten çok lezzetli idi.
Akşam yemeklerinde sıcakların ve içeceklerin siparişleri ancak yemek ortasına doğru alınabiliyor, garson kıtlığına çare olarak çalıştırılan küçük Sinan ve Hasan ise (büyüğü 14 yaşında) , yaşıtlarının yiyip içip eğlendiği masalara bardak tabak servisi yapıp, boşları topluyordu.
Doğanın cömert davrandığı yurt köşelerinden Kadırga Koyu, bölge standardı gereği cam gibi berrak, sabahları diş donduran öğlenleri ise eller büzüşene kadar çıkılamayan, çıktıkça insanın yeniden giresi gelen bir denize, ve denizin kıyıya attığı birbirinden değişik şekillere sahip renkli taşlarla sahip. Hiç bu kadar güzel renk ve biçimde taş görmediğimizi, taş meraklısı arkadaşların da teyidi vardır, belirtmek isterim.
Velhasıl-ı kelam, Kadırga Yıldız Saray Oteli bizi hayalkırıklığına uğrattı, hele ki, Otelin arkasına yaptırılan yüzme havuzu ve hemen yanına kondurulması düşünülen ve de inşaatı halen sürmekte olan ek odalar, sauna, masaj (yakında spa da olur) ve bar bölümleri ile, küçük otel olmaktan çıkıp, Güney sahillerinde bolca rastlanan ve yıllardır tam da bu nedenden gidilmeyen tatil köyü olmak yolunda hızla ilerlemektedir.
Vee, o canım zeytin aÄŸaçları altında gün batar, ay çıkarken yenen akÅŸam yemeklerine, kuÅŸlar öterken edilen sabah kahvaltılarına, tazecik balıklara, yine belirtmeden geçemiyeceÄŸim, leziz yemeklerine, buzz gibi denizine, kıyıda yetiÅŸen kum zambaklarına, özellikle Yıldız Saray oteli’ne ve ne yazık ki hızla sakin ,sessiz olmaktan çıkan, büyük bir açgözlülük ile çıkartılmaya çalışışılan Kadırga Koyun’a veda ettik. Bir daha görüşür müyüz, bilmiyorum.
Doğanın verdiklerine doyamadık, doğadan alınanlara ise dayanamadık.