2008 Eylül » ArÅŸiv » sofra.com
ana sayfa e-posta! RSS

sofra.com

Restaurant Güncesi

Kategori Eylül, 2008

Kalpazankaya Restaurant - Burgazada

Kalpazankaya restaurant, Burgazada’nın güneybatısında yeralan Kalpazankaya burnunun hemen sırtlarında yeralmaktadır. İskeleden sonra yaklaşık 3 kilometrelik harika bir yürüyüşle ya da ondan daha da güzel bir fayton sefasıyla (20 ytl) ulaÅŸabilirsiniz. Burgazada, Heybeli ya da Büyükada gibi deÄŸil, daha nüfus yapısı pek deÄŸiÅŸmemiÅŸ. Halen yıllar öncesinin izlerini taşıyor. YaÅŸlı nüfusun giyimi, konuÅŸma ÅŸekli hiç deÄŸiÅŸmemiÅŸ. Zaten pekte genç nüfüs yok.

Adanın yaklaşık %20 lik bölümünde yerleşim var ve yerleşim tamamen iskele çevresinde yoğunlaşmış. Kalpazankaya ise bu yerleşime tam zıt istikamette bulunmakta. Yani sessiz ve dingin tam çam ormanları içinde bir bölgede. Tam altında bölgeye ismini veren kalpazankaya ve plajı bulunmakta. İstenirse buraya tekne ile yanaşmak için mini bir iskele de var. Restaurantta oturduğunuzda tam karşınıza 1960 ihtilali ile o hüzünlü 3 idam kararının alındığı Yassıada gelmekte.

Restaurant’a girer girmez o salaÅŸ masa ve sandalyelerin üzerinde, cumartesi için zeytinyaÄŸlı dolma sarmakta olan iki hanımefediye kolay gelsin dileklerinde bulunup, manzaralı bir masaya yerleÅŸiyoruz. Zaten manzarası olamayan bir masa yok gibi ama. Oturur oturmaz etrafınızı serçeler çeviriyor. Masaya hemen konan su ve ekmek ardından, daha sipariÅŸlerimizi bile veremeden serçelerin beslenme saatine geçiyoruz. Belli ki hepsi insana çok alışık. Bir süre sonra serçeler masa üzerine müdahil olmaya baÅŸlıyorlar ve biraz daha ileri giderek avcunuzdan ekmekleri toparlıyorlar.

Batur oturur oturmaz abi, abi diyerek servis görevlisini çağırıyor ve sipariÅŸini söylüyor; “Bana tandır lütfen”. Fakat acı gerçekle karşılaşıyor, tandır hafta sonları oluyormuÅŸ. Genelde sipariÅŸler köfte ve istarvit tava üzerinde yoÄŸunlaşıyor. Güzel çoban salatalar ve yoÄŸurtlu çıtır çıtır semiz otları yemek öncesi mideye indiriliyor.

Köfteler gerçekten çok leziz, iri, son derece pişkin ve içi sulu. Patatesler ise kuru ve fazlasıyla yağı çekmiş.

İstarvit ise taptaze iyi kızartılmış ve güzel bir sunuşla hazırlanmış.

Hepsinin üzerine ise son derece lezzetli sufleler geliyor.

Belki haftaiçi olmasından kaynaklı, servis görevlileri pek bir ilgisizler. Ben yemek üzerine çay yaptırmayı beceremiyorum. Halbuki içeride çalışanlar demli çaylarını içmekteler. Meğer sadece çalışanlar için çay yapmışlar ve bitmiş. Fakat olaya Selda el koyunca çay demlenmesini sağlıyor.

Tuvaletler bu salaş mekan ile çok ilgisiz olarak tertemiz.
Sekiz kişi yaklaşık 190 ytl hesap ödüyoruz (23 ytl/kişi).

Ali Kestaneci - Bodrum

Bir süredir Bodrum’da bir Ali Kestaneci modasıdır gitmekte. İstanbul’da üç ÅŸubeleri varmış, haberimiz yok. Bodrum’da ise iki ÅŸubeleri var. KuruluÅŸu 1923 yazıyor. Kurum hakkında Yalıkavak ÅŸubesinden bilgi almaya çalışınca, tüm görevlilerin olaydan bihaber olduklarını öğreniyoruz. Sonuç olarak İstanbulda nerelerde ÅŸubeleri var bilmiyoruz, 1923 te nerede kurulmuÅŸ bilmiyoruz, Bodrum’a bu köfteler nereden geliyor bilmiyoruz. İnternetten sonradan öğrendiÄŸim, eÄŸer bu bilgiler doÄŸru ise, Bursa Kebapçısının ÅŸimdiki sahibi imiÅŸ Ali Kestaneci. Hatta orada doÄŸmuÅŸ. Hepsi internetten alıntıdır. DoÄŸruluÄŸu hakkında bilgim yok. Umarım yetkili bir ağız bunları teyid eder.

Yalıkavak’ta Kavaklı köftecide herzamanki gibi oturacak yer bulamayınca, aile büyüklerini bekletmemek adına 20 metre ötedeki Ali Kestaneci’ye yöneliyoruz. Ben mekanın spesyalini istiyorum, genelde ise Kasap Köfte, İstanbul Köfte ve Yaprak CiÄŸer sipariÅŸi veriliyor. Köfteler marketlerde satılan donuk köftelere benziyor. Pek iddaası yok. Ali Kestaneci özel ise hünkarbeÄŸendi üzeri fıstıklı köfte denebilir. Biraz yaÄŸlı fakat lezzetli bir ÅŸey. Ama tekrar bunun için gidermisin derseniz, gitmem derim. Ama Yaprak CiÄŸer ise umulanın çok üzerinde lezzetli ve pamuk gibi bir ciÄŸer. Bu mekanda tek geçerim. Unutmadan bir de irmik helvaları çok lezzetli.