2008 Temmuz » ArÅŸiv » sofra.com
ana sayfa e-posta! RSS

sofra.com

Restaurant Güncesi

Kategori Temmuz, 2008

Zekeriya Sofrası - Datça

Datçada canınız şöyle güzel bir ev yemeÄŸi mi istedi? Çok gezinmenize gerek yok, merkezede Zekeriya Sofrası sizleri bekliyor. Zekeriya bey harikulade bir esnaf lokantası iÅŸletmekte. Aslen İnegöllü olan ve Almanya’dan kesin dönüş yaptıktan sonra burayı açan Zekeriya bey’in çalışanlarının tamamı Datça’lı hanımlar. Durum böyle oluncada ev yemeÄŸi lezzeti kaçınılmaz olmakta.

Knidos dönüşü, Datçaya yemek yemek üzere gelipte, aklımızdaki restaurantta, aklımızdaki yemeÄŸi bulamayınca doÄŸruca Zekeriya Sofrasına yöneldik. Knidos gezisi yorgunluÄŸu üzerine Zekeriya Sofrasında, mutfağı ve kalan yemekleri iyice ezberleyip, kaldırım üzerinde uzunca bir masaya kurulduk. Bu kalabalık kadro kalan yemeklerin nereyse tamamını sildi süpürdü. Çorbalar, EkÅŸili köfteler, patlıcanlı kebaplar, karnıyarık, yeÅŸil fasulye, kurufasulye, pilav, taze eriÅŸte, sütlaç… Hepsi de birbirinden leziz.

Datça denince hemen akla gelen iki “B”, Bal ve Badem alma niyetiniz varsa; Zekeriya Sofrasının hemen karşısında “Datça Kaya Bal Badem” sizleri bekliyor. Yıllardır Nazmi bey’e tatlı badem almak için gelirim. Müşteriye o güleryüzlü ve iÅŸtahlı davranışında en ufak bir azalma yok. Sanki dükkanı dün açmışta siz o dükkanın ilk müşterisisiniz.

Olgun Pide - Palamutbükü

Datça’da Hayıt büküne komÅŸu Kızıl bükteki Gabaklar’da kalıyoruz. Harika bir koy, Gabaklar koyun tamamını kapatmış. Burada sıkıldığımızda 20 km ilerideki Palamut bükü’ne doÄŸru yol alıyoruz. Yol üzerinde Hayıt bükü ve Ova bükünü geçtikten sonra, Palamut büküne gelene kadar muhteÅŸem üzeri denizi olan 3 adet bakir koy var. Buralarda da mutlaka deniz molası vererek Palamut büküne vasıl oluyoruz.

Palamut bükünün bir hayli uzun bir plajı ve harika bir denizi var. Ve tabii ki Ilgın ağaçları altında serin restaurantları var.

Gene bir Palamut bükü dönüşünde gözümüze çarpan Kum Burnundaki “Samsun Pidecisi” hepimizin aklında kalmış, ertesi gün ne yiyelim sorusunun cevabında sanki herkez ağız birliÄŸi etmiÅŸcesine Samsun pidesi deyiverdi. Eee artık bir Palamut bükü gezisi kaçınılmaz oldu. Verilen deniz molası ardından ise ziyaret edilen tesiste acı bir sürpriz ile karşılaÅŸtık. Günlerden Temmuz başı olmasına raÄŸmen tesis sahibi pide ustasının yarın Samsun’dan gelip açılışı yapacağını söylüyor. Bir anda hepimiz yıkılıyoruz, ama pide yiyecektik ne olacak diye herkez birbirine bakıyor. Tesis sahibi suçlu çocuklar gibi, önce salata, makarna gibi bir ÅŸeyler öneriyor, ama homurdanmalar karşısında açık yüreklilikle koyun ortalarında bir yerde ara sokak içinde yer alan Olgun Pide’yi öneriyor. Hemen arabalara atlayıp, Olgun Pide’nin yolunu tutuyoruz. 1 - 2 dakika sonra pidecinin önünde arabalar parkedilmiÅŸ ve masalara kurulmuÅŸ oluyoruz.

Åženol Olgun 17 yıldır bu pideciyi ve hemen arkasındaki pansiyonu iÅŸletmekte imiÅŸ. Tesiste Pide ve Mantı bulunuyor. Dolaptaki mantılarda güzel görünmelerine raÄŸmen Åženol bey “ohoo ÅŸimdi mantının iÅŸi çok uzun sürer ben size en iyisi pide yapayım” diyerek çocukların mantı isteklerini savuÅŸturuyor. Pideler kısa bir bekleyiÅŸ ardından geliyor, lezzetli. Ayranlar ise büyük ve leziz.

Hepsinin üzerine Åženol bey’in Annesi tarafından hazırlanan “Damat Tatlısı”na sıra geliyor. Datça’nın yöresel bu tatlısı bir çeÅŸit bademli baklava. Eskiden yeni evlilerde, gelin kendi elleriyle hazırlarmış. Fakat yıllar ilerledikçe el emeÄŸi ile yapılan bu tatlı pek yapılmaz olmuÅŸ.

Pidelerin fiyatı makul fakat, damat tatlısının porsiyonu 10ytl ve bence biraz yüksek.

Åževval Sam 2008.

Halil’in Yeri - Akyaka

Epeydir aklımızda olan bu tesise nihayet bu tatilde gitme olanağı buluyoruz. Datça’ya giderken yolumuzu Akyaka’ya çeviriveriyoruz, Sakar geçidinden çıkarçıkmaz Akyaka yoluna dönüyoruz. 5 - 10 dakikalık iniÅŸten sonra tesise varıyorsunuz. Kadın azmağı nehrinin üzerinde yaklaşık 45 yıldır hizmet vermekte olan tesis’in içine girer girmez dere içine kurulmuÅŸ salıncağı görüyor ve hemen parmak arası terliklerinizi ayağınıza geçirip salıncaÄŸa kuruluyorsunuz.

Grup bir anda darmadağın oluyor. Acıkanlar masaya oturuyor, çocuklar ve suyla oynamayı seven büyükler (!) nehrin içinde. Dere içinde ise ördekler ve helikopter böcekleri alımlı renkleriyle poz veriyorlar.

İlk yarım saat bu şekilde geçiyor. Artık ayaklar buz kesmeye başlayınca tekrar terlikler ayağa geçirilip masaya oturuluyor. Bu kez de ortalıkta kum gibi dolaşan servis görevlileri masaya uğramıyor, adeta kollarından çekerek masaya yönlendiriyoruz.

Mekanın tek ana yemeği alabalık. Herkez alabalık sipariş ediyor. Salata ve içecekler servis ediliyor. Zeytinyağlıların listesi servis görevlilerinin ağzından cımbızla alınarak bir kaç tane sipariş ediliyor. Alabalık tavalar servis edildiğinde ise mekanın haklı ünü pekişiyor. Dışı çıtır çıtır kızaran balıkların içi pişkin ve sulu olarak servis ediliyor. Çok çok lezzetli.

Marmaris ya da Datça’ya gidiyorsanız, bu sevimli tesisi ziyaret ediniz. O dışarıdaki kavurucu sıcaktan kurtulup serin bir mola, insanı zıpkın gibi yapıyor. Artık uykunuz açılmış dipdiri bir ÅŸekilde yola revan olabilirsiniz.

Fiyatları ise son derece makul. American Express kredi kartı vermeyin %5 lik bir komisyon talep ediyorlar, diğer kredi kartlarında sorun yok. Tuvaletler temiz.

Marmaris Büfe

Daha büfe kavramının ne olduÄŸu bilinmezken 1964 Yılında Taksim Cumhuriyet caddesinde ilk büfeleri açmışlar. OluÅŸan yoÄŸun ilgi bir çok taklidinin çıkmasına neden olmuÅŸ. Neredeyse Marmaris Büfe jenerik bir isim halini almış. Benim seçebildiÄŸim kadarıyla dört farklı “Marmaris Büfe” var. Orjinali olduÄŸunu iddia eden de bile Franchise’ler vermesine raÄŸmen henüz ürün standartını tutturamıyorlar. Öyleki logolarında bile henüz bir standart yok. Bu linki tıklayınız ve sizde bakınız.

Neredeyse tüm tostlarında sandviç ya da tost ekmeÄŸi alternatifi var. Biz özellikle “Dilli-kaÅŸarlı” için gidiyoruz. Bu tost öncelikle kaÅŸarlı tost gibi hazırlanıp, tosta en son füme dil eklenmekte. Görüntü ve lezzet olarak Arby’s gibi. Dil, sandviç’in hazırlanışı sırasında dilimlenmekte olduÄŸundan daha bir leziz olmakta. Zira dil çok hızlı bozulan bir gıda. (5 dakikada hemen renk olarak deÄŸiÅŸmekte. Yarım saatten sonra ise lezzetinde de deÄŸiÅŸiklik oluÅŸmakta). Rambo olarak adlandırılan amerikan salatalı sunumuda var.

Üzerine ise Leyla (çikolatalı muzlu tost) iyi gitmekte. Bir çeşit waffle lezzeti yaratmışlar. Deneyiniz.

Dilli-Kaşarlı ve Leyla 4,5 ytl. Rambo ise 5,5 ytl.