sofra.com
Restaurant Güncesi
Kategori Mayıs, 2008
Mayıs 26, 2008 at 19:11 · Sulu Yemekler, Şık Restaurantlar altında arÅŸivlenmiÅŸtir , Yazan: Ahmet
Hemen Çiçek Pasajı’nın giriÅŸinde yer alan bu restaurant, daha doÄŸrusu “Åžarapevi” epeydir denemek istediÄŸim bir yerdi. Restaurant’nın alt katında Tophaneye kadar uzanan bir su geçidinin sarnıç bölümü olduÄŸundan da çok merak ediyordum.

İstiklal’de öğlende serseri mayın gibi restaurant ararken algıda seçicilik olduÄŸundan sanırım ayaklarım kendiliÄŸinden “Åžarabi”den içeri giriverdi. İçeride hiç müşteri yoktu. Servis veren görevliden alt sarnıç katına servis alabilirmiyim dedim, görevli ise sadece akÅŸamları servise açılıyor, mümkün deÄŸil yanıtını verdi. Bunun üzerine hemen giriÅŸte cam kenarındaki bir masaya kuruldum. SipariÅŸ olarak kavrulmuÅŸ sebze üzeri incik, ege salatası ve bir kadeh’te ÅŸef’in önerisiyle Kalecik karası sipariÅŸ ettim. Ve beklerken İstiklal’deki o mahÅŸeri kalabalığın başımı döndürmesine engel olmak için, BB’de “Brickbreaker” oynayarak başımı döndürüyordum.
Güzel ve taze malzemeyle hazırlanmış lezzetli bir salata geldi, fakat İncik için aynı şeyi söylemem pek mümkün değil. Son derece sert olmuştu. Pek yenesi değildi. Bayağı bir boğuşma sonucunda üzerindeki etlerin ancak %60 kadarını yiyebildim.
Benim orada bulunduğum süre içinde yani 12:15 ile 12:55 arasında hiç müşteri gelmedi. Hesap geldiğinde ise bu müşteri durumu netlik kazandı, zira yediklerim 51 ytl tutmuştu.
Mayıs 14, 2008 at 21:36 · Tatlıcı ve Pastaneler altında arÅŸivlenmiÅŸtir , Yazan: Ahmet
“Karaköy GüllüoÄŸlu’ndan baÅŸka GüllüoÄŸlu tanımayan, sadece GüllüoÄŸlu için Karaköy’e giden, yakın zamanda rahmetli olan Kayınpederim Kemal Özalp’e ithaf olunur”.

İngiltere Kraliçe’sinin uçak gemisinin de tam Karaköy’e demirlediÄŸi sırada, olta balıkçıları Kraliçe’nin gemisi ile ilgili türlü espriler üretirken, ben de öğlen Karaköy Balıkçısı‘nda enfes balık çorbası üzerine kağıtta LevreÄŸi tüketmiÅŸ ve tatlı ihtiyacımı karşılamak üzere Karaköy GüllüoÄŸlu’nun yolunu tutmuÅŸtum.

GeniÅŸ bir aileye sahip olan GüllüoÄŸlu ailesinde tahminimce tüm aile baklavacılık yapmakta. Zira çevremizde ne kadar çok GüllüoÄŸlu var. Nejat, Faruk, Nuray, Mehmet GüllüoÄŸlu baklavacıları. Bunlar benim bildiklerim. Nadir ve Ömer ise Babalarının yanında kalmışlar. Burasının lezzet farkının yanında logosu da, diÄŸer GüllüoÄŸlu Baklavacılarından ayırt edilmesini saÄŸlıyor. DiÄŸerlerinde geleneksel olarak “Hitit GüneÅŸi” kullanılırken, Karaköy GüllüoÄŸlu, “Galata Kulesi” kullanmakta. Nedendir bilmiyorum ama; maÄŸazanın alamet-i farikasına (Melih Gökçek’e benzerliÄŸi yüzünden beni irrite eden) Nadir Güllü’nün siluetini de eklemisler.

Ama Karaköy GüllüoÄŸlu’nun yeri baÅŸka. Åžubesi yok. Üretim ve yönetim kurulduÄŸu günden beri Mustafa Güllü’de. Hatta aÅŸağıdaki fotoÄŸrafta arkada kasada silik ÅŸekilde görünen kiÅŸi ta kendisi. İşini bu derece seven bir patronun elinden tabii ki dünyanın en güzel baklavaları çıkmakta.

Kesinlikle midenizi kaynatmayan, şekeri tam dozunda, hıyır hıyır hatta çoğu kez daha ılık (100 metre ötedeki tesiste üretiliyor) enfes bir baklava.
Yeri ise çok kolay ve kesinlikle park derdi yok, çünkü tam Karaköy katotoparkı altında. En eski GüllüoÄŸlu olmalarına raÄŸmen, tüm domainleri diÄŸer GüllüoÄŸlu’larına kaptıran Karaköy GüllüoÄŸlu’nun web sitesi www.gulluoglu.biz
Mayıs 10, 2008 at 20:14 · Kebap ve Dürümcüler altında arÅŸivlenmiÅŸtir , Yazan: Ahmet
Aslen bir Suriye yemeÄŸi olan “Kaburga Dolması” ile Diyarbakır’da 1982′de iÅŸe baÅŸlayan Selim amca, gördüğü talep karşısında dayanamayıp İstanbul’da ÅŸubeleÅŸmeye baÅŸlamış. Her ÅŸubenin mutfağında aileden birileri mutlaka bulunmakta. Bu yemekte kullanılan OÄŸlak eti Diyarbakır’dan gelmekte imiÅŸ.

Kaburga dolması diyince insanın aklına ağır bir yemek hissi gelmekte, ama öyle değil. Kaburga iç pilav ile doldurulup dikildikten sonra buharda pişmekte ve daha sonrada fırınlanmakta. Bu yüzden de yağ kokusu yok. Masaya iri bir tabakta gelen yemek garsonun mahir ellerinde kemiklerinden ve yağlarından arındırılmakta. Üzerine ise, kırmızı biberli et suyu gezdiriliyor ve size ise sadece bu leziz yemeği yemek kalıyor.

Mekanın diğer bir özel yemeği olarak sunulan haşlama içli köfte ise, beni içindeki baharatlar nedeniyle pek tatmin etmedi. Bir de sanırım haşlanıp dondurulmuş ve siparişe istinaden buharda ısıtılmakta. Zira içli köfte içinde yer yer soğuk kısımlar vardı.
Bumbar dolması ise ancak benim gibi bir gurman’ın yiyebileceÄŸi bir yemek. Yanında ayran ve nar ekÅŸili salata iyi gidiyor. Bumbar, lezzetli ama herkeze de tavsiye etmem.

Ve finali üzeri tarçınlı irmik helvası ve çay ile yapıyorum.
Genelde temiz ve hijen bir görüntü veren mekanda yediklerim için 35 ytl hesap ödüyorum.
Mayıs 1, 2008 at 12:44 · Balıkçılar altında arÅŸivlenmiÅŸtir , Yazan: Ahmet
MYY’den 2008, dinleyiniz.
Bir öğlen iÅŸyerimde çıkan ve bir türlü alışamadığım yeÅŸil mercimek sayesinde tanıştım Sabahattin ile. Daha önce Sultanahmet civarında ne kadar çok gezdiÄŸimiz düşünülürse, bu kadar yakınındaki bu mahalleye yeterli ilgiyi göstermediÄŸimizi bu sayede farkettim. Tarihi dokusu bu kadar korunmuÅŸ bir mahalle İstanbul’da baÅŸka varmıdır bilmiyorum. Bir yanda; dar sokaklara açılan kapı önlerinde oturup dedikodu yapan kadınlar, yollarda pervasızca top koÅŸturan çocuklar, iki ya da üç masalık kahvelerde yola taÅŸan okey partileri, diÄŸer yanda ise; aslına uygun restore edilmiÅŸ eski ahÅŸap İstanbul evlerinin pansiyon ya da otele dönüşmüş hallerinden çıkan turistlerin mahalleye uyum göstermiÅŸ halleri. Onlarda sokaklarda ve kaldırım kenarlarında oturarak ellerinde haritalarla günün mütalaasını yapmaktalar. Bu manzaralar Cankurtaran’ın günlük sıradan görüntüleri.

Aslen Trilye’li olan Sabahattin, Armada’nın onardığı 1927 yapımı şık bir ahÅŸap evde hizmet vermekte. 2000 li yılların başına dek 2 arka sokakta salaÅŸ bir dükkanda hizmet vermekte imiÅŸ. 44 yıldır bu iÅŸi yapıyor. 2007 yılında Forbes dergisinin İstanbul’daki en iyi 5 lokantasından biri olmuÅŸ. The New York Times gazetesine 2 kez kapak sayfasında haber olmuÅŸ (Duvarlarında gördüğüm).

Mezeleri getirdikleri tepsi diğer balıkçılardaki gibi devasa değil. Bu mütevazi tepsi içinde damak zevkinize uygun mutlaka birşeyler oluyor. Deniz börülcesi ve lakerda çok leziz. Midyeli pilavı artık fenomen haline gelmiş. Tane tane midyeli bir iç pilav.

Ardından tekir ve irice bir tabak karışık salata ile devam ediyorum. Tekirler oldukça iri ve doyurucu bir tabak.
Etrafı şeffaf korunaklı bahçede yemeğimi yiyiyorum. Çevredeki masaların neredeyse tamamı turist. Bu ortamda bile sigara yasağı uyguluyorlar. Bu konudaki hassasiyetlerini özellikle tebrik ettim.
Yemeğin üzerine güzel bir irmik helvası ve yanındada bir top vanilyalı dondurma. Enfes bir final ve bu final size tesisin güzel bir jesti.
45 ytl lik bir hesap geliyor ama o bembeyaz masalarda aldığınız bu nezih hizmet ve lezzetli yiyecekler için değer diye düşünmekteyim.
Bir sabah baÅŸlayacağınız Cankurtaran gezinizden sonra öğlen yemegi için Sabahattin’de vereceÄŸiniz bir mola ile, akÅŸamın kargaşısından uzakta rahatça yemeÄŸinizi yiyebilirsiniz. (0 212 485 18 24)