2007 Eylül » ArÅŸiv » sofra.com
ana sayfa e-posta! RSS

sofra.com

Restaurant Güncesi

Kategori Eylül, 2007

Suna Abla’da Balık

Suna Abla, arkadaşlarımızla sık gittiğimiz mekanlardan. Tam Kandilli iskelesinin her iki tarafına konuşlanmış olan masalarda belkide boğazın en güzel manzarası izlenmekte.

Bugün öğlen Selda ile gittik, daha masaları yeni kuruyorlardı. Öğlenleri, ikindileri ya da akşamları o olağanüstü manzaraya karşı ne olsa yenir ama Suna hanımın deniz ürünleri, mezeleri harika özellikle de fava. Orta üzeri fiyat politikasıyla sağladığı ortamın karşılığını alıyor. Çocukla gitmek için pek uygun değil (denizle masalar arasında herhangi bir güvenlik bariyeri yok). Çocuklar yok, yani bu durumda el ele romantizm kaçınılmaz oluyor.

Her güzelin bir kusuru vardır tabii. Kışın iç mekan ufak ve manzara yok. Yazında dış mekanda hafif bir eğim var genellikle bir tarafa doğru eğik oturuyorsunuz.

Bir de fincanda süt ya da bardakta elma suyu (J) içmek pek kolay olmuyor. Hemen yanında çok rahat bir park yeri var.

Ciğerci Aydın - Edirne

Bugünkü fabrika ziyaretimde, Kırklareli’ne bir iÅŸ için gitmem gerekti. İşim saat 12:30 sularında bitti. Karnım aç, saÄŸa sola ne yesem diye bakınırken aklıma Edirne ciÄŸercisi geldi. Toplam 80 90 km yol var. Yaz başında Edirne ciÄŸeri için 200 km yol yaptığımız olmuÅŸtu. O zaman üstüne üstlük saat 23:30 da Edirneye varıp, sokakta kokoreç yiyip dönmek zorunda kalmıştık.

Tabii ki gene Aydın’da yiyiyorum. Herzamanki gibi, herÅŸey çok leziz.

Daha önce Edirne’de ciÄŸer yememiÅŸler için bir kaç hatırlatma. Edirne de ciÄŸer ince ince kesilip unlu bir karışıma bulanarak bol yaÄŸda kızartılıyor. Ben daha önce ciÄŸer pek sevmezdim, ama bu bildiÄŸimiz ciÄŸer gibi deÄŸil gerçekten denemeniz lazım. Pamuk gibi birÅŸey (Aydın pek sırrını vermek istemiyor ama sinirlerinden tamamen arındırılmış dana ciÄŸerinin sütte bekletiliyor olma ihtimali yüksek).

Şimdi onca yolu göze alıp Edirneye sadece ciğer için gidiyorum. Yanında kurutulmuş sivri biberin kızarmışını veriyorlar ki, bu da kendi başına bir fenomen. O kupkuru kızarmış biber ısırmanızla birlikte ağzınızda pul pul dağılıyor gerçekten şimdiye dek yemediğiniz farklı birşey. Cacık ise bizim bildiğimiz cacığa pek benzemiyor ama oda muhteşem. Sulandırmadan çırpılmış yoğurt üzerine ince kıyılmış salatalık konuyor ve en son olarakta en üste sızma zeytinyağı gezdiriliyor.

Denemeniz hararetle tavsiye olunur. Aydın Ciğer Tava 0 284 214 10 46

Marmaris Çınar’da Kahvaltı

Marmaris gezisi gidişinde yada dönüşünde sabah saatlerine denk gelirseniz harika kahvaltı yapabileceğiniz bir tesis var (mayolarınız içinizde olsun*). Çınar Restaurant. Tesis için Sedir adası yoluna sapıyorsunuz, yaklaşık 2 km sonra. Tesis sık ve yüksek çınar ağaçlarının gökyüzünü kubbe gibi kapattığı bir coğrafyada. Heryerden şıkır şıkır sular akıyor. Yeşil baş ördekler yürürken size eşlik ediyor.

Fotoğraf- Hakkı NOMER

İçerideki fırında bazlamalar pişiyor ve dumanı üzerinde servis ediliyor. Daha yerinize oturmadan diğer masalara servis edilen bazlamaları görüp imreniyorsunuz.

Masaya oturmanızla birlikte masa donatılmaya başlıyor. Kaymak, tereyağ, çeşit çeşit ev reçeli, tabii ki en iyisinden marmaris balı, harika zeytin, envaiçeşit peynir (özellikle yörük peyniri süper), yumurtanın her türlüsü ve aklıma gelmeyen bir sürü şey. Ama aklımda kalan o güzel ortamda süper bir lezzet.

* Mayoları boşuna içimize giymedik tabii. Artık bukadar yaklaşmışken Sedir adasındaki Kleopatra plajının o bembeyaz kumlarından denize girmemek olmaz.

Adalılar Izgara - Milas

Her Bodrum dönüşünde uğramadan geçemediğimiz Adalılar ızgara salonu ve Ercan bey. O pamuk gibi ciğer ve evde bile bu lezzette yapamadığımız köfte ve Ercan beyin o mütevazi hali bizi buraya çeken. Sadece o bozulmamış Milas ve çarşısı için bile uğramaya değer.

Genellikle tatilde arkadaÅŸlarımızı da ikna edip Bodrum dönüşlerinde Adalılara gideriz. Hiç bilmeyenler Milasın o dapdaracık sokaklarında ilerlerken içlerinden “offf nerden geldik buraya” diye mızırdanmaya baÅŸlarlarki Adalılara varılır. Vardıklarında ise daha büyük ÅŸok; Adalılar denen yer toplam 10 m2 lik 2 masa içerde, 2 masada dışarda bir lokanta.

Genelde bir masa etrafına 5-6 kişi oturulur. Hem köfte hem de o pamuk gibi ciğerden yanında piyaz ile yenir, açık ayrandan (sakın kapalı ayran istemeyin, açık ayranı mutlaka deneyin) adam başı bir büyük şişe içilir.

Bir kaç ufak not; Ercan bey bütün malzemeyi aynı gün bitecek şekilde sipariş ettiğinden saat 15:00 sularında herşey bitiyor. Telefon etmeden sakın gitmeyin. Ben en sonunda Adalıların telefonunu mobil telefonuma kaydettim. 0 252 512 28 12

Palamutbükü Aile Çay Bahçesi

Datçaya gidipte Palamut Bükü’nde denize girmemek olmaz. Tabii bizde Palamut büküne gidip denize girdik. Ardından yol kenarında sadece 2 masası olan bir çay bahçesinde ılgın aÄŸaçları altında mola verdik. Manzarası aÅŸağıdaki resimde var, o manzaraya karşı insanı bıraksalar sabaha kadar oturabilir. Az aÅŸağıdaki (Limanına yakın) burgerciden çift kaÅŸarlı tostlarımızı yaptırdık ve keyfimize baktık. Çay süperdi, 2 demlik bitirdik.

Ardından yaklaşık 15 - 20 km uzakta olan Hayıt bükü’ndeki pansiyonumuza döndük. Orada denize girdik, saat 19:00 sularında fotoÄŸraf çekmek istedim, aaa yok fotoÄŸraf çantam yokkk. Selda ve Batura’a terör estiriyorum, heryere bakıyorum yok. Bilenler benim bu ekipmana ne kadar önem verdiÄŸimi bilirler. Sonra aklıma geliyor ki Palamut Bükündeki çay içtiÄŸimiz yerde unutmuÅŸtum. Hemen arabaya atlıyoruz, o 20 km kadar virajlı yolu 10 dakika içinde aldıyoruz. Çay içtiÄŸimiz yere geliyorum ki, çantam masanın üzerinde öyle duruyor. Kimse ellememiÅŸ, arka evlerden birinden bir kadın bağırıyor “Haa o çanta sizinmiydi, burada hiç bir ÅŸey olmaz merak etmeyin” diyor.

Palamut Bükü halkı sizi çooook seviyorum.

Ulupınar Şelale Restaurant

Bu yaz izin dönemimizi yaz başına denk getiremediğimiz için, Ağustos ayında izin kullanmak zorunda kaldık. Tatile başladığımız nokta ise Çıralı idi. Kemer bölgesinde, Olimpos ile aynı koyda yer alan Çıralı sessiz (sanırım tüm sahil restaurantları kendi aralarında anlaşmışlar, hiçbirinde müzik yoktu), şıkır şıkır denizli, sakince bir yer. Hemen yanıbaşındaki Olimposun Amsterdamvari havasından tamamen kopuk.

Ağustos sıcak geçmekteydi ama Antalya bölgesi daha da bir sıcaktı. Çıralıya yakın orman içi Ulupınar bölgesinin serin olacağını düşünerek öğlen yemeği için buraya geldik. Gerçektende sahilde sıcaklık 40 derecenin üzerindeyken burada sıcaklık 20 - 25 derece cıvarındaydı.

Bölgede bir çok restaurant var ama Şelale restaurant tam şelalelin başında yer alıyor. Bu tesis yüksek debili buz gibi bir nehrin üzerinde yer almakta. Evet tam üzerinde, köşk adı verilen nehirin üzerinde yer alan platformlarda yer masasında yemek yenmekte.

Bizde yaklaşık 50 kadar platformdan ayaklarımızı rahat nehire sokabilmek için en ucundakine yerleÅŸtik. Yemek sipariÅŸlerimizi verdik, Ben ve Selda alabalık, Batur ise kuzu çevirme istedi. Ayaklarımız ufak ufak o buzzz gibi suya girmeye baÅŸlamıştı. Fakat 10 15 saniyeden fazla tutulamıyordu. O ana kadar Selda’nın niçin içinde mayosuyla geldiÄŸini anlayamamıştım. Ama tam o anda Selda, yemeÄŸin gelmesini beklerken birden ÅŸelaleye doÄŸru yöneldi ve ÅŸelalelin önünde herkezin ÅŸaÅŸkın bakışları altında mayosuyla suya daldı. Hemen arkasından da Batur. Onları izleyen Åženda ise ayağının kayması sonucu kendini suda buldu. Åželalenin oluÅŸturduÄŸu ufak gölet içinde bir anda üç kiÅŸi bulunuyordu. Yemeklerin gelmesi üzerine herkes sudan donmuÅŸ ÅŸekilde çıkıyordu.

Bu alabalık cennetinde gelen kiremitte alabalık son derece baÅŸarısız. Fleto yapmışlar kupkuru birÅŸey olmuÅŸ. Zaten garson sipariÅŸ alırken alabalık istememizi garip karşılamıştı. Nerede Sapanca daki İstanbul Dere’nin alabalığı… Fakat buna karşı kuzu çevirme (tandır diyorlar ama deÄŸil) yediÄŸim en lezzetli etlerden.

Tatilin ilerleyen günlerinde bir kez daha aynı restauranta daha hazırlıklı (mayolarımızla) gidiyoruz. Herkes buz gibi gölete giriyor ve herkes kuzu yiyiyor . Gene çok başarılı.

www.kemerhavuzbasi.com

Dağlı Köfte - Büyükkarıştıran

İşim gereği çalıştığım kurumun Büyükkarıştıran Kasabasında (Lüleburgaz) bulunan fabrikasını genellikle haftada 2 kez ziyaret etmekteyim. Genelde fabrika yemekleri yüzlerce (hatta binlerce) kişiye hizmet verdiğinden vasat hatta kötü olmaktadır. İşte böyle kötü günlerde muhteşem bir kurtarıcımız var, Dağlı Köfte Salonu. Gerçekten kapalı bölümü bir oturma odası büyüklüğünde. Böylesine küçük bir mekanda, böyle güzel köfteler, katkısız yoğurt ve piyaz olunca öğlen saatlerinde ayakta kalmak kaçınılmaz oluyor. Yazın önündeki küçük bahçede de hizmet vermekte olan Dağlı Köfte, bizim ve çevre fabrikaların uğrak noktası olmakta. Eski yoldan Edirne istikametine gidiyorsanız, yemek molanız için Çorlu - Lüleburgaz arasındaki bu küçük işletmeyi mutlaka deneyiniz.

Dikkat! SipariÅŸ bir ya da birbuçuk ÅŸeklide deÄŸil, gram usulu verilmektedir. Ben genelde 300 gr yemekteyim. Birde küçük uyarı (Boyum 2m ve 115 kiloyum). Normal ölçulerde birisi 200 - 250 gram’dan fazla sipariÅŸ vermesin, yazık kalır.