2007 AÄŸustos » ArÅŸiv » sofra.com
ana sayfa e-posta! RSS

sofra.com

Restaurant Güncesi

Kategori AÄŸustos, 2007

Kadırga - Yıldızsaray Motel

Assos’a 17 km uzaklıkta, ÅŸahane Kadırga Koyunda bulunan Kadırga - Yıldız Saray Oteli 4 günlük 30 AÄŸustos tatili için kucağını açmış bizleri belkiyor sanıyorduk. Öyle gazeteden dergiden görülüp beÄŸenilmiÅŸ bir Otel de deÄŸildi ayrıca. Bizzat denenmiÅŸ, sınanmış ve geçer not almıştı. Amma, sınavdan geçtiÄŸi tarih ile ziyaret edildiÄŸi tarih farklı idi ve küresel ısınma sebebi ile hala ”high” sezonunu yaÅŸayan bölge, Metropollere görece yakınlığı nedeni ile 4 günlük tatilde çok raÄŸbet görmüştü. Gördüğü raÄŸbetten pek de hoÅŸnut olmamışa benzeyen, her daim asık yüzlü patronuna, odalarda akmayan sularına, masalara bakmayan garsonlarına raÄŸmen, Otel aÄŸzına kadar dolu idi.Scrabble da fairplay

Umulanın üzerinde müşteri ile karşılaştıkları anlaşılan Otel yetkilileri ortaya çıkan karmaşadan pek de etkilenmişe benzemiyor, örneğin bozulan çay makinesinin onartılması yerine 80 yatağı dolu dolu olan Otel müşterilerine kahvaltıdaki çay servisi iki demlikli bir çay ocağı ile karşılanmaya çalışılıyor, ama bu arada da bozuk olan çay makinası servisten kaldırılmadığı gibi herzamanki yerinde , ama kaynatamadığı çayları ikrama devam ediyordu. Keza Akşam yemeklerinde açık büfe olan ve ortalamanın kat be kat üzerinde lezzete sahip zeytinyağlıların bittiği ancak bir müşterinin uyarısı ile farkediliyor (her akşam böyle oldu) yenisinin gelmesi ise epey zaman alıyordu. Evet, aşçının hakkını teslim etmek gerekiyor, zeytinyağlılar gerçekten çok lezzetli idi.

Akşam yemeklerinde sıcakların ve içeceklerin siparişleri ancak yemek ortasına doğru alınabiliyor, garson kıtlığına çare olarak çalıştırılan küçük Sinan ve Hasan ise (büyüğü 14 yaşında) , yaşıtlarının yiyip içip eğlendiği masalara bardak tabak servisi yapıp, boşları topluyordu.

Doğanın cömert davrandığı yurt köşelerinden Kadırga Koyu, bölge standardı gereği cam gibi berrak, sabahları diş donduran öğlenleri ise eller büzüşene kadar çıkılamayan, çıktıkça insanın yeniden giresi gelen bir denize, ve denizin kıyıya attığı birbirinden değişik şekillere sahip renkli taşlarla sahip. Hiç bu kadar güzel renk ve biçimde taş görmediğimizi, taş meraklısı arkadaşların da teyidi vardır, belirtmek isterim.

Velhasıl-ı kelam, Kadırga Yıldız Saray Oteli bizi hayalkırıklığına uğrattı, hele ki, Otelin arkasına yaptırılan yüzme havuzu ve hemen yanına kondurulması düşünülen ve de inşaatı halen sürmekte olan ek odalar, sauna, masaj (yakında spa da olur) ve bar bölümleri ile, küçük otel olmaktan çıkıp, Güney sahillerinde bolca rastlanan ve yıllardır tam da bu nedenden gidilmeyen tatil köyü olmak yolunda hızla ilerlemektedir.
Vee, o canım zeytin aÄŸaçları altında gün batar, ay çıkarken yenen akÅŸam yemeklerine, kuÅŸlar öterken edilen sabah kahvaltılarına, tazecik balıklara, yine belirtmeden geçemiyeceÄŸim, leziz yemeklerine, buzz gibi denizine, kıyıda yetiÅŸen kum zambaklarına, özellikle Yıldız Saray oteli’ne ve ne yazık ki hızla sakin ,sessiz olmaktan çıkan, büyük bir açgözlülük ile çıkartılmaya çalışışılan Kadırga Koyun’a veda ettik. Bir daha görüşür müyüz, bilmiyorum.

Doğanın verdiklerine doyamadık, doğadan alınanlara ise dayanamadık.

Seddülbahir’de çay

Seddülbahir Konak Çay Bahçesi

30 AÄŸustos tatilinden faydalanıp, cumada izin alarak 4 günlük tatilimizi geçirmek üzere Kadırga -Yıldızsaray Motele gidiyoruz. Çanakkale üzerinden gidiliyor, feribota binmeden önce 26 km yolu göze alarak Seddülbahir’de çay içmeye gidiyoruz. Seddülbahir, Gelibolu yarımadasının en uç noktası. Burada köy konağının hemen içinde “Konak Çay Bahçesi” var. Bu mekanı ilk 2 yıl önce Üniversite arkadaşım Özkan ile çoluk çocuk Saroz’da kamp yapmaya giderken keÅŸfetmiÅŸtik. OturduÄŸunuz yerde bir tarafınız Ege denizi, diÄŸer taraf ise Çanakkale boÄŸazı. Böyle muhteÅŸem bir konumdaki tesiste oturmak gerçekten bir ayrıcalık diye düşünürken, tesisin içinden bir tartışma sesleri geliyor. Arkadaşımız Gülnur tuvaletlerin pisliÄŸi konusunda iÅŸletme sahibini uyarmak isterken, iÅŸletme sahibi bunu kendisine bir hakaret olarak algılayıp yüksek sesle kendisini savunuyor.

Kısaca, çay (vasat) ve yanınızda getirdiğiniz kurabiyeleri böyle muhteşem bir coğrafyaya bakarak yemek istiyorsanız mutlaka tuvalet ihtiyacınızı daha önce karşılamış olun.

Ortam Pansiyon’da fırın sütlaç

Selda’nın Datça sevdası, arkadaşı Nevin’in Hayıt bükünde kaldığı pansiyondan çektiÄŸi plaj fotoÄŸrafını e-posta ile atmasıyla baÅŸladı, . Daha önce mavi tur esnasında Knidos ve Palamut bükünü görmüştük ama karadan hiç gelmemiÅŸtik. Olimpos gezisi ardından 2 gece konaklamak üzere Datçaya geldik. Tabii ki direkt Hayıt bükü ve Ortam Pansiyon.

Ortam Pansiyonun yeni 4 odası.

Ohoo ne mümkün Eylül 2007 sonuna dek dolu imiÅŸler. Hemen yanında Selenity Pansiyon var onun kapısını çalıyoruz, Sahibi kibar bir ÅŸekilde yerimiz yok diyor. Ama sonra periÅŸan halimizi görüp endiÅŸeli bir ÅŸekilde bir oda var ama? diyor. Bu esnada saat 23:00 ile 24:00 arasında ve bizim baÅŸka yer arayacak halimiz yok, kabul ediyoruz. Gerçekten 10cmx10cm lik bir camı olan çok fena bir oda. Ama çadırda yatmakta iyidir deyip çantaları indiriyoruz. Tabii ki öncelikle karnımızı doyurmak için restaurant’ına oturuyoruz. O saatte ahçıbaşı esneyerek sadece zeytinyaÄŸlılardan bir ÅŸeyler verebileceÄŸini söylüyor. Biber, kabakçiçeÄŸi dolması karışık ve fasulye sipariÅŸ ediyoruz. Batur sadece ekmek ile karnını doyurmayı tercih ediyor, baÅŸarısız zeytinyaÄŸlılardan dolayı bizde ona eÅŸlik ediyoruz.

Ertesi sabah Hayıt bükünün o muhteÅŸem denizi ile güne baÅŸlıyoruz. Öğlen yaklaşırken Ortam pansiyona odalarına bakmak üzere bir uÄŸruyoruz. Sahiplerinden Süleyman bey Ortam pansiyonun nasıl kurulduÄŸunu eÄŸlenceli bir ÅŸekilde anlatıyor. Ardından hiç aklımızda yokken ! (ne gurman olduÄŸumuzu bilenler bıyık altından gülüyorlardır) bizi yemek için oturmaya ikna ediyor. Benim aç karnına tatlı manyaklığım depreÅŸtiÄŸinden sütlaç istiyorum. Selda ve Batur deniz börülcesi istiyorlar. MuhteÅŸem zeytinyağı içindeki, muhteÅŸem lezzetli deniz börülcesini daha sütlacımı yiyemeden götürüyorum. Batur’un kinayeli bakışlarından -ben de sana sütlacımdan veririm- deyip kaçmaya çalışıyorum. Sütlaç ise ÅŸimdiye dek yediÄŸim en güzel sütlaç diyebilirim. Süleyman bey’e iÅŸin sırrını sorduÄŸumda yağı alınmamış keçi sütü ile yapıldığını öğreniyorum. Datçaya bir kez daha gidersem Ortam pansiyonun kapıları direkt sahile açılan odalarında kalacağım ve mutlaka gelmeden önce sütlaç sipariÅŸimi vereceÄŸim.