Ayaküstü birÅŸeyler » sofra » sofra.com
ana sayfa e-posta! RSS

sofra.com

Restaurant Güncesi

Kategori Ayaküstü birşeyler

Marmaris Büfe

Daha büfe kavramının ne olduÄŸu bilinmezken 1964 Yılında Taksim Cumhuriyet caddesinde ilk büfeleri açmışlar. OluÅŸan yoÄŸun ilgi bir çok taklidinin çıkmasına neden olmuÅŸ. Neredeyse Marmaris Büfe jenerik bir isim halini almış. Benim seçebildiÄŸim kadarıyla dört farklı “Marmaris Büfe” var. Orjinali olduÄŸunu iddia eden de bile Franchise’ler vermesine raÄŸmen henüz ürün standartını tutturamıyorlar. Öyleki logolarında bile henüz bir standart yok. Bu linki tıklayınız ve sizde bakınız.

Neredeyse tüm tostlarında sandviç ya da tost ekmeÄŸi alternatifi var. Biz özellikle “Dilli-kaÅŸarlı” için gidiyoruz. Bu tost öncelikle kaÅŸarlı tost gibi hazırlanıp, tosta en son füme dil eklenmekte. Görüntü ve lezzet olarak Arby’s gibi. Dil, sandviç’in hazırlanışı sırasında dilimlenmekte olduÄŸundan daha bir leziz olmakta. Zira dil çok hızlı bozulan bir gıda. (5 dakikada hemen renk olarak deÄŸiÅŸmekte. Yarım saatten sonra ise lezzetinde de deÄŸiÅŸiklik oluÅŸmakta). Rambo olarak adlandırılan amerikan salatalı sunumuda var.

Üzerine ise Leyla (çikolatalı muzlu tost) iyi gitmekte. Bir çeşit waffle lezzeti yaratmışlar. Deneyiniz.

Dilli-Kaşarlı ve Leyla 4,5 ytl. Rambo ise 5,5 ytl.

 

Sütlüce’de Uykuluk

Son bir aydır SAP uyarlamasıydı, canlı kullanıma geçişi derken ne gündüz, ne gece, nede hafta sonları kaldı. Bu gece de işten geç çıkıp, trafiği görünce; karnımı doyurmak için eve gitmeyi bekleyemeyecek kadar acıkmıştım. E-5 üzerinde Haliç köprüsüne yaklaşırken aklıma epeydir yemediğim uykuluk geldi.

Sütlüce sapağından girip eski mezbahanın (Yeni kültür merkezi inşaatı) az ilerisindeki göreceğiniz kesif duman, uykulukçulardan gelmekte. Burada 10 - 20 metre aralıklarla yaklaşık 30 civarında uykulukçu var.

Uykuluk adı verilen sakatat için herkez başka tarif vermekte. Ama genellikle kuzunun boyun ve karaciğer üzerinden çıkmakta olan bir tür salgı bezi olarak tarif ediliyor. Kesinlikle yağ değil, zira kızarma sonunda yağ gibi küçülmüyor. Toplamda lezzeti kokoreç gibi. Bir yazıda uykuluk için ya çok seversiniz, ya da nefret edersiniz diye yazıyordu. Ben seven taraftayım.

Son dört yıldır hep aynı uykulukçuda yemekteyim. Sütlüce’deki çeÅŸitli tezgahları ve ÅŸatafatlı isimli restaurantları denedim. Bence uykuluk, aynen kokoreç gibi tabakta yenmek için uygun deÄŸil. Ekmek arası çok daha lezzetli oluyor ve rahat yeniyor.

Metin usta bu iÅŸte ailecek çalışıyor. 5 yıldır bu iÅŸi yapıyor. Emeklilikten sonra mahalle geleneÄŸi ile baÅŸlamış. AkÅŸam yanında eÅŸi ve çocuÄŸu da vardı. Aynı uykuluktan 1 ekmek içine hazırlayıp eÅŸi ve çocuÄŸuna akÅŸam yemeÄŸi için verdi. Yani ailecek yıllardır uykuluk yemekteymiÅŸler. Sabahtan ılık suda dinlendirilen uykuluk daha sonra hafif haÅŸlanıyor ve ızgaraya hazır hale geliyor. UykuluÄŸu çok minik parçalara bölmüyor. Kömür ateÅŸinde çok kurutmadan kıvamında piÅŸiriyor. Ekmek arası bolca uykuluk koyarak kırmızı pul biber ve kekik ile servis ediyor. Saat 20′den sonra tam Müsiad binasının önünde konuÅŸlanıyor.

Metin usta uykuluğu kokoreç ile kıyaslayınca çok kızıyor, -Kokoreç ne kadar temizlenirse temizlensin içindeki bakterilerden arınamaz- diyor. Uykuluk ettir diyor, bembeyaz ve sağlıklı olduğunu iddia ediyor. İçine yapılacak diğer ilaveler için, -burada hiç kimse bindiği dalı kesmez- diyor.

Bence bir akÅŸam geç saatlerde de olsa Sütlüce’ye gelin, -ister ayılmak için, ister karın doyurmak için- ve bu lezzeti deneyin. Özellikle de Metin Usta’da. Yarım ekmek uykuluk + ayran 4 ytl.

Bambi Büfe - Taksim

Taksim civarında, sinema, tiyatro ya da bir meyhane; konser, alışveriÅŸ ya da bir seminer’den çıkmışsanız ve karnınız açsa ya da ayılmaya ihtiyacınız varsa, buluÅŸma noktası arıyorsanız, adres Bambi Büfe.

Son yıllarda geometrik bir büyüme gösteren bu büfe, daha önce baÅŸka büfelerde yemediÄŸiniz çok deÄŸiÅŸik lezzetli tadlar sunmakta. Adeta bir füzyon büfesi. Artık ÅŸubeleri, kuruyemişçi ve kokoreççileri var. Hatta taklitleri bile var. Bütün tostları çok güzel olan Bambi’nin, dilli - kaÅŸarlı tostu takdire ÅŸayan bir lezzet.

Döner-kaÅŸarlı dürümün tost makinesinde basılmışı ise fast-food’da innovatif bir çalışma.

Islak hamburger, peynir ekmek gibi sürümü olan bir ürün. Sadece 1,5 ytl. Yanına da eğer ayran ya da kola dışında sağlıklı birşeyler arıyorsanız; Atom (çok karışık meyva suyu) ya da envayi çeşit taze meyva suyu var.

Batur’la Baba - OÄŸul gittiÄŸimiz Fazıl Say ve Moldova’lı çıplak ayaklı kemancı Patricia Kopatchinskaja’nın CRR konserinde harika bir dinleti yaÅŸadık. Çok neÅŸeli bu iki sanatçı, ruh hallerini konser atmosferine çok iyi yansıttılar. Dinleti sonunda sanki bir caz konserinden çıkıyormuÅŸ hissine kapıldık. “Odam kireç tutmuyor” türküsünün kah emprovize, kah yazılı notaya baÄŸlı çok hoÅŸ bir yorumunu yaptılar. Bir de Gershwin medley’i ve bis’teki her iki sanatçının ayrı ayrı gösterdikleri performans vardı ki, bunlar da harikulade idi. Konserde Halit’e de rastladık ve çıkışta hepberaber Bambi’ye gittik. Burada karnımızı bu enfes tost ve dürümlerle doyurup öyle eve döndük.

Kredi kartı geçmiyor, hızlı park için önünde ücretsiz 3 araçlık cep var (ama genelde dolu olur) ya da 50 metre ileride Taksim Sanat Evi karşısındaki kaldırım üzeri var ama anahtarı TSE’nin valesine bırakmanız gerekmekte.

Vefa Bozacısı

Anneannem’in gençliÄŸinde -yani 1920 li yıllarda- gittiÄŸi, daha sonra Annem, Teyzem ve Dayım ile de gidip onlarıda alıştırdığı Vefa bozacısı, Ailemizde boza geleneÄŸinin oluÅŸmasında önemli bir rol oynamıştır.

Bizim çocukluğumuz ve gençliğimizde ise her kış, öncelikle Vefa bozacısından 3 - 4 litre kadar boza alınırdı. Hepimiz bu bozadan kapış kapış içerdik. Son bardak ise maya olması için saklanır ve daha sonra kazan kazan malzeme kaynatılır, süzülür ve son bardak maya olarak bu karışıma katılır ve mayalanması için bekleyiş başlardı. O karışım mayalandıkça uzaylıların bir içeceği gibi dibinden iri kabarcıklar oluşturur ve bu kabarcıklar ağır ağır yüzeye doğru harekete başlardı. Yaklaşık 2 - 3 gün sonra konu komşuya dağıtılacak kadar çok bozamız olurdu. İşte bu dönemde her okuldan gelişimizde üzeri tarçınlanmış ve leblebi serpilmiş bardaklar mutfak tezgahı üzerinde bizi bekler bulurduk.

O soÄŸuk kış gecelerinde soba başında toplaÅŸmış, radyoda radyo tiyatrosunu dinlediÄŸimiz saatlerde, dışarıdan bozacı geçerdi ve “iiiiiiebuuzzzzuaaaakkk ooaaaydibooooza” gibi birÅŸeyler söyleyerek ellerindeki güğümlerle bozalarını satmaya çalışırlardı. Hiç almadık ama bu müzikal bir ahenk içinde olan bağırış ÅŸekilleri İstanbul’un her yerinde aynı idi. Aynı bozacının bir gecede İstanbulu dolaÅŸması mümkün olmadığına göre demek ki bu iÅŸin raconu buydu. Bu bozacılar geçerken kulak kabartırdım ve asla ne söylediklerini anlayamazdım. Yıllar sonra bu raconu bozan bir bozacı daha anlaşılır bir uslupla bağırınca anladım ki “İyi Boza Koyu Boza” imiÅŸ bu sihirli sözcükler.

Selda’nın da bir boza fan’ı olmasındaki en büyük etken Annem’in evde hazırladığı boza idi. Yıllar önce Selda daha önce hiç denemediÄŸi bozayı, potansiyel kayınvalide ikram edince, ezile büzüle kabul edip içmek zorunda kalmasaydı, belkide hala boza hakkında olumsuz görüşleri devam edecekti.

Vefa Bozacısı, 1876′dan beri aile geleneÄŸi ile boza üretmekte olup, bugün içtiÄŸimiz kıvamdaki bozayı formüle etmiÅŸ ve yıllardır da aynı kalitede üretmekteler. Vefa’daki bu dükkan tarihi dekorunu yıllara meydan okuyarak korumuÅŸ. Kapı giriÅŸindeki eÅŸik mermerinin saÄŸ tarafı (1.resmin 2.karesinde görülmekte) neredeyse 20 santim kadar aşınmış (herhalde geçmiÅŸte sol kapı genelde kapalı durmakta idi), kapı kolundaki pirinç aksamlar ise benzer ÅŸekilde aşınmış ve pırıl pırıl durmakta. Keza iç kısımdaki dekorasyon da 1900 lü yılların izlerini taşımaktadır. İçeri girdiÄŸinizde duvarlardaki ahÅŸap raflar üzerine sıralanmış sirke ÅŸiÅŸeleri, üzeri mermer yüksekçe bir tezgah, irice bir ahÅŸap ayna ve sevgili Ata’mızın kullanmış olduÄŸu bardak.

Mermer tezgah üzerine sıralanmış boza bardakları alıp içmenizi bekliyor. Üzerine bir miktar tarçın ve mekanın hemen karşısındaki Tarihi Vefa Leblebicisi’nden alınan 100 gr leblebi ile aÄŸzınıza layık.

Darı ve Şeker ile hazırlanan boza, son derece besleyici bir içecek olup A ve B vitaminleri açısından da son derece zengindir. Arpanın fermantasyonu ile oluşan bir içecek olduğundan, içeriğinde eser miktarda alkol oluşturmaktadır. Fakat uygun koşullarda saklanmaması halinde içindeki alkol oranı hissedilir şekilde artmaktadır. Evde yaptığımız boza gani miktarda hazırlandığından, içemediğimiz son bölümde, böyle içindeki alkol oranı artmış bir miktar boza mutlaka kalırdı.

Yazları da mutlaka denenmesi gereken taze üzüm şırası var (Vefa Bozacısı, birbirlerine şahitlik yapan bu iki müesseseyi bir arada barındırıyor). Sirkesi ise tortu oluşturmayan ve içilesi lezzete. Balzamik sirke, nar ekşisi ve limon sosu da deneyenlerin onayını alan ürünler.

Bu boza marketten aldığınız gibi deÄŸil, mutlaka gidiniz ve bu mekanda içiniz. Belkide ambians yüzünden insanı etkiliyor olabilir. Bardak 2 ytl, 1,5lt’si (6 bardak) ise 9 ytl. Kredi kartı geçmiyor. Önü araç parkı için müsait.

Güneş Waffle - Bebek

Hisardaki sosis ziyafetinden sonra, güzel bir boÄŸaz yürüyüşü ve hemen ardından da kaybedilen kaloriler için Bebek’te waffle. Bu gezi, geçen ay Belgo’da waffle olmayınca, bilinç altıma kazınan waffle özlemini gerçekleÅŸtirme imkanı doÄŸurdu.

Bebekte waffle deyince yan yana iki wafflecı arasında ikilem kaçınılmaz oluyor. GüneÅŸ’in tam önünde park yeri bulmamız ve antipopulist yaklaşım nedeniyle gidilecek yer belli oldu. GüneÅŸ’in dondurmasını da çok sevmemize raÄŸmen, geliÅŸ amacımız waffle idi. Yılların GüneÅŸ’i şöhretini saÄŸlayan dondurmasının yanı sıra rekabet ortamında ürün gamına waffle’ı da eklemiÅŸ. İyikide eklemiÅŸ, zira çok çok baÅŸarılı. Zaten bu mereti güzelleÅŸtiren soslar ve içindeki malzeme çeÅŸitlerinin tazeliÄŸi ve lezzeti. Buradaki malzeme çeÅŸidi ve lezzeti insanı ÅŸaÅŸkınlığa uÄŸratıyor. Batur ve ben bol malzemeli waffle’larımıza hızlı bir ÅŸekilde baÅŸlayınca, fotoÄŸraf çekimi Selda’nın az malzemeli waffle’ına kaldı.

3 çeşit sos, her çeşit taze meyva ve şekerleme 5 ytl.

Rumelihisarı İskele Büfe’den Sosisli

İÜ İşletme İktisadı Enstitüsü eskiden İÜ Hisarüstü kampüsünde yer alırdı. Burada okuduÄŸum dönemde, arkadaÅŸlarla çoÄŸu kez öğlen aralarında Rumeli Hisarındaki bu büfede sosisli yerdik. Üzerine de Ali Baba’da çay (Ali Baba’nın kışları ortada yanan sobası ve “hoÅŸgeldin yavrum” sözleri hala kulaklarımda çınlar. Ali Baba rahmetli olmuÅŸmudur niçin artık adı Erguvan Cafe olmuÅŸtur bilmiyorum). Üniversite yıllarından kalma bu alışkanlıkla, eÄŸer Rumeli Hisarı yakınlarında isek, yemek molasını mutlaka iskelenin altındaki bu ufak büfede, sosisli yiyerek veririz.

Sosisli geleneksel yöntemle pişirilmekte. 3 tarafı camla çevrili, üzerinde 60 mumluk lamba olan ve altındaki haznede salçalı sosun içinde yüzen sosisler, tost makinesinde ısıtılmış çıtır çeyrek ekmek arasına girmeyi beklemekteler. İçi alınmış ya da alınmamış tost makinesinde basılmış bu ekmeğin arasına sosis konulduktan sonra gene geleneksel şekilde sosisin üzerine iki kaşık salçalı sostan dökülür. 2 - 3 ince dilim kornişon turşusu ve isteğe göre hardal. Hardal ev yapımı, burundan çıkan cinsten. İşte mükemmel lezzetin değişmez tarifi.

Bugün Batur’un basketbol’dan çıkışında hepberaber gene 1971 den beri burada olan ve o günden beri Zekeriya beyin (bugün oÄŸlu vardı) iÅŸletmekte olduÄŸu bu büfeye geldik. Amacımız sadece sosisli. Türkiye’nin bu en manzaralı büfesinden sosisli ve ayranları alıp, boÄŸaza nazır vaziyette açık havada bir güzel yedik. Ve tabii ki ardından birer çeyrek ekmek daha. Evet aynı lezzet. Bizim 1980 lerde keÅŸfettiÄŸimiz bu büfede o günlerden beri lezzet asla deÄŸiÅŸmiyor. Umarım hiçbir da zaman deÄŸiÅŸmez.

Lokasyon; Rumelihisar iskelesi’nde, İstanbul’un en pahalı balık lokantalarından İskele restaurant’a bitiÅŸik ve aynı manzarada. Çeyrek sosisli ve büyük ayran 3 ytl.